| Başkonsolos Wei Xiaodong “Tarife Zorbalığı” Çin’in İstikrarlı Kalkınma Eğilimini Sarsamaz başlıklı bir köşe yazısı yayınladı |
| 2025-04-27 20:04 |
|
25 Nisan 2025 tarihinde Başkonsolos Wei Xiaodong, Türkiye Gazetesi’nde tam metni aşağıda yer alan “Tarife Zorbalığı” Çin’in İstikrarlı Kalkınma Eğilimini Sarsamaz başlıklı bir köşe yazısı yayınladı:
Geçtiğimiz günlerde ABD hükümeti, korumacı ticaret politikalarını daha da artırarak, Çin dahil tüm ticaret ortaklarına haksız gümrük vergileri uygulayacağını açıkladı. Bu adım, tüm ülkelerin meşru hak ve menfaatlerini ciddi şekilde ihlal etmekle birlikte, Dünya Ticaret Örgütü kurallarını açıkça çiğnemektedir. Bu durum çok kutuplu ticaret sistemini baltalarken, küresel ekonomik düzenin istikrarını derinden sarsmaktadır. ABD'nin bu "çılgınca" hamlelerine karşı Çin daima aklıselimle karşılık vermiş, tarihin doğru tarafında ve insanlığın ilerlemesinden yana kararlılıkla bir duruş sergilemiştir. Çin’in kararlı duruşu, belirsizliğe sürüklenen dünyaya denge sağlayacaktır. Çin halkı yolundan sapmadan ilerleme alışkanlığına sahip onurlu bir millettir; bu millet zorluk çıkarmaz fakat zorluklardan da çekinmez. Her türlü aşırı baskı, tehdit ve şantaj, 1,4 milyar Çin vatandaşının kenetlenmiş iradesini sarsamaz, Çin milletinin büyük dirilişinin tarihi yürüyüşü durdurulamaz. Çin zorluklardan çekinmez; zira bu duruş, istikrarlı ilerleyişi ve yüksek büyüme potansiyeliyle öne çıkan Çin ekonomisinden güç almaktadır. Çin Komünist Partisi'nin güçlü liderliği altında Çin, dünyada nadir görülen bir ekonomik kalkınma mucizesi gerçekleştirmiş; ekonomik büyüklük açısından uzun süredir dünyada ikinci sırada yer almayı sürdürmüş ve büyük ekonomiler arasında en yüksek büyüme oranlarından birini kaydetmiştir. Çin, dünya ekonomik büyümesine yaklaşık %30'luk bir katkı sağlayarak küresel ekonominin önemli bir istikrar unsuru ve itici gücü olma rolünü sürdürmektedir. 2024 yılında Çin'in gayri safi yurt içi hasılası (GSYH) 134,91 trilyon RMB'ye ulaşarak bir önceki yıla göre %5 büyüme kaydetti. Böylece Çin, dünya ekonomisinin büyümesine yaptığı %30'luk katkıyı korumayı başardı. Üç yıldır kesintisiz şekilde GSYH büyümesini %5 civarında sabitleyen Çin, büyük güçler arasında 'kendi sınıfında tek' konumunu koruyor. Çin Ulusal İstatistik Bürosu’nun açıkladığı verilere ve ilk hesaplamalara göre, 2025 yılının ilk çeyreğinde Çin’in gayri safi yurt içi hasılası 31.8758 trilyon RMB’ye ulaştı, yıllık bazda %5,4, çeyreklik bazda ise %1,2 oranında artış kaydetti ve Çin ulusal ekonomisi güzel bir başlangıç yapmış oldu. Dış baskıların arttığı ve iç ekonomik zorlukların yoğunlaştığı bir ortamda bu büyüme rakamları, Çin ekonomisinin güçlü dayanıklılığını ve büyüme potansiyelini bir kez daha kanıtladı. Çin, zorluklardan çekinmez; zira Çin’in istikrarı, kapsamlı sanayi zinciri ve devasa iç pazar potansiyelinden güç almaktadır. Birleşmiş Milletler’in endüstriyel sınıflandırmasında yer alan tüm endüstri kategorilerine sahip dünyadaki tek ülke olan Çin, kapsamlı endüstri yelpazesi ve gelişmiş altyapısı sayesinde tüm sektörlerde üretim zincirinin üst, orta ve alt aşamalarını entegre ederek, güçlü bir rekabet avantajı oluşturmaktadır. Çin’de her gün 80 binden fazla otomobil, 3,4 milyondan fazla akıllı telefon üretiliyor, 470 milyondan fazla kargo teslim ediliyor… Dünyanın en büyük orta gelir grubuna ev sahipliği yapan Çin'de, tüketimin ekonomik büyümeye katkısı son yıllarda yaklaşık %60 seviyesinde seyretmektedir. 2025 yılının ilk çeyreğinde Çin'in imalat sektörü satış gelirleri yıllık bazda %4,8 artış gösterirken, ulusal toplam satışlar içindeki payı %29,1'e yükselerek bir önceki yılın sezonu dönemine göre 0,8 puanlık artış kaydetti. Yeni açıklanan Mart ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verileri, çekirdek enflasyonun önemli ölçüde arttığına ve tüketimi teşvik edici politikaların etkisinin daha da ortaya çıktığına işaret etmektedir. Bu gelişmeler, Çin ekonomisinin dış kaynaklı olumsuz etkilere karşı dirençli olduğunu ayrıca istikrarlı ve sağlıklı bir kalkınma sürecini sürdürme kapasitesine sahip olduğunu açıkça göstermektedir. Çin zorluklardan çekinmez; çünkü bu kararlılık, ne kadar baskı görse de güçlenerek yoluna devam eden bir millet ruhundan beslenmektedir. 2017 yılından bu yana, karşı karşıya kalınan ticaret savaşlarına rağmen, dış dünyanın nasıl baskı uyguladığına ya da nasıl saldırdığına bakılmaksızın, Çin’de tüm sektörler her zaman inovasyon odaklı ilerlemeyi ve kaliteli güçlenmeyi sürdürmüş, nihayetinde entegre devreler, yapay zekâ ve insansı robotlar gibi birçok alanda eş zamanlı atılımlar gerçekleştirmiştir. DeepSeek'in olağanüstü başarısı, robotların Çin Yeni Yılı Galası'ndaki büyüleyici dans performansı, "Black Myth: Wukong’un küresel pazardaki büyük yankısı... "Hangzhou'nun Altı Ejderhası" olarak anılan Çinli inovasyon şirketleri, kendi kaynaklarıyla "çekirdek teknolojiler" geliştirerek teknolojik ambargo darboğazlarını aşmayı başarmıştır. Çin halkı daima kendi işine odaklanmıştır. Baskı ve kısıtlamalar yalnızca Çin’in kilit alanlardaki çekirdek teknoloji atılımlarını hızlandırmasına, teknolojik yeniliklerin endüstriyel yeniliklere öncülük etmesine ve yeni nitelikteki üretim güçleriyle modern endüstriyel sistemi daha hızlı bir şekilde inşa etmesine vesile olmuştur. Çin zorluklardan çekinmez; bu durum, dışa açılma politikasını kararlılıkla sürdürmedeki tutarlılığında da kendini göstermektedir. Giderek genişleyen Çin pazarı, yabancı yatırımcılar için iş kurmayı kolaylaştırmakta, insan hareketliliğini artırmakta ve uluslararası iş birliği imkanlarını geliştirmektedir. Birleşmiş Milletler’in istatistiki sınıflandırmasındaki neredeyse tüm ülke ve bölgelerle ticari ilişkisi bulunan Çin, 150'den fazla ülke ve bölgenin başlıca ticaret ortağı konumundadır. 2024 yılında Çin'de kayıtlı yeni yabancı sermayeli işletme sayısı %9,9 oranında artış göstermiştir. 2018'den bu yana Çin'in Kuşak ve Yol’un ortak inşası kapsamındaki ülkelere ihracat payı %38,7'den %47,8'e yükselmiş olup bu alanda güçlü büyüme eğilimi devam etmektedir. Yakın geçmişte kapılarını açan 137. Çin İthalat ve İhracat Fuarı'na (Kanton Fuarı) katılım rekor düzeye ulaşmış; fuara katılan firma sayısı 30 bini aşarak bir önceki yıla göre yaklaşık 900 firma daha fazla olmuştur. Türkiye'den de çok sayıda firmanın katılım sağladığı fuar, Çin'in küresel fırsatları paylaşma kararlılığının somut bir göstergesidir. Uluslararası toplum, bu gelişmeler ışığında Çin'e olan güvenini sürekli olarak pekiştirmektedir. Tarihsel ilerleyiş, geriye gitmeye çalışanlar için yolundan sapmaz; ticaret savaşlarının ve tarife savaşlarının kazananı yoktur; korumacı ticaret politikaları ise sürdürülebilir bir çözüm sunmaz. Çok taraflılık, küresel zorluklarla başa çıkmanın kaçınılmaz yoludur; ekonomik küreselleşme ise tarihsel bir süreç olarak engellenemez bir gerçektir. Çin, ticaret savaşı başlatmak istemediğini vurgularken, Çin hükümeti halkının meşru haklarının ihlaline ve gasp edilmesine asla göz yummayacağını, ABD’nin ekonomik zorbalıklarına karşı güçlü tedbirler almaya devam edeceğini ifade etmektedir. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in kısa süre önce uluslararası iş dünyası temsilcileriyle yaptığı görüşmede belirttiği gibi, Çin ile birlikte yürümek demek, fırsatlarla birlikte yürümek demektir; Çin’e güvenmek, geleceğe güvenmektir; Çin’e yatırım yapmak ise, geleceğe yatırım yapmak anlamına gelir. Çin kendi kararlılığı ve istikrarı ile fırtınalara karşı koyacak, kuralları koruyacak, adaleti savunacak ve açık bir dünya ekonomisinin inşasını sürekli olarak teşvik edecektir. Türkiye ve Çin, yükselen ekonomiler ve gelişmekte olan büyük ülkeler olarak, ekonomi ve ticaret, altyapı ve temiz enerji gibi alanlarda geniş bir iş birliği potansiyeline sahiptir. ABD gibi bazı ülkelerin "küresel tedarik zincirinden koparma", "küçük avlu-yüksek duvar" ve teknolojik abluka gibi girişimlerle diğer ülkelerin gelişimini engellemeye çalışması, tam anlamıyla korumacılık, tek taraflılık ve ekonomik zorbalıktır. İş birliği kapılarını kapatmak, sadece başkalarına zarar vermekle kalmaz, aynı zamanda kendine de zarar verir; bu yaklaşımın başarısızlığa mahkûm olacağı ve uluslararası toplumda destek görmeyeceği açıktır. Çin, Türkiye ile kalkınma stratejilerinin uyumunu daha da derinleştirmeye, başta ekonomi ve ticaret olmak üzere çeşitli alanlardaki somut iş birliklerini genişletmeye hazırdır. Çin, dışa açılma yoluyla ortak kalkınma “pastasını” büyüterek iki ülkenin ve halkının refahını artırmayı ve küresel kalkınmaya birlikte önemli katkılar sunmayı hedeflemektedir. |
